12.12.2014
ŞEREFLİKOÇHİSAR'IN GÜZELLERİ
Meshur olur Koçhisar'in güzeli
içlerinde ben birine vurgunum
Yüregimi hamur edip ezeli
içlerinde ben birine vurgunum.
Hüsrev Köyü'nün güzeli boldur
Sofular kizinin dudagi baldir
Eley'ün kizlari solmayan güldür
içlerinde ben birine vurgunum
Kaçarli kizlari olur civelek
Akin'in kizlari renkli kelebek
Çalören kizlari bebek mi bebek
içlerinde ben birine vurgunum
Üzengelik kizlari beni yandirir
Baltali kizlari basim döndürür
Cebirliler firtinami dindirir
içlerinde ben birine vurgunum.
Abali'ya giydikleri yakisir
Fadilli'lar ceylan gibi bakisir
Gülhüyük kizlari ay gibi dir
içlerinde ben birine vurgunum
Sariyahþi kizlarini özlerim
Evren kizlarinda kaldi gözlerim
Hamzali kizlarina aglar sözlarim
içlerinde ben birine vurgunum
Devekovan güzelini övmeli
Karandereliye boyun egmeli
Cingil güzelini daim sevmeli
içlerinde ben birine vurgunum.
-------------------------------------
-------------------------------------
PEÇENEK KÖYÜ GÜZELLERİ
Nasıl met eylesem peçenek eli
Sarısındır şu Çiftliğin güzeli
Esmer Devekovan soyundan belli
Esmer olur Devekovan’ın güzeli
Ufaktır Baltalı arada kalsın
Burnu böyük ama gel varsın olsun
Aliuşağı kızları hep hazır dursun
Dışarı getmez köyden bulur eşini
Avşar, Kırımini boşa süslenir
Süste güzel olmaz dinlen aslanım
Gelin şu Göynük köyünde yaslanın
Ela gözlü o Göynük’ün güzeli
Göllü Demirçili Abalı üçtür
O köyleri gezmek gayetten güçtür
Adamı iridir vucutu diştir
Kaba olur o köylerin güzellerin
Eley’le Mamalı biraz kibirli
Degişti mi? Üzengilik ikili birli
Yüzü güzel ama ayağı kirli
Anasından kalma aklı çavdarlı
Bırakmam aradan Çatçat’la Cavlak
Karandere’nin güzeli oynak
Maksat evlenmek değil adam soymak
Pahalıdır Karandere güzeli
Nedense Boğbası kasit oluyor
Kadobası köyü hile kuruyor
Komşu komşuna kara çalıyor
Cingen olur Kadılı’nın güzeli
Çıkınağıl, Fadıllı denize gelmez
Samenli köyüde misafir almaz
Kadıncık şişmandır, hiç aman bilmez
Şişman olur Kadıncık’ın güzeli
Hacıbektaş, Vayvay bir gece kalsak
Genç olupta Kacarlı’dan evlensek
Acıkuyu derler orayı görsek
Beyaz olur Acıkuyu güzeli
Dinleyin aşığın sözleri haklı
Haydarlı, Deliler en büyük Şıhlı
Evli bekar demez oynaktır aklı
Oynak olur Karasenir güzeli
Çıkınağıl , Yaylak ince bellidir
Sarıyahşi yürüyüşünden bellidir.
Panlı’nın güzeli tatlı dillidir
Hürmetkardır Ağaçören güzeli
Çatçat Köyünden Aşık Mehmet Emin Kutlu
Bu Şiirin Türküsünü de Yöresel Sanatçımız Muammer Öztaş'tan Dinlemek için Tıklayınız
29.09.2014
Şerefli Koçhisar Tarihi adlı kitabın arasında bulduğum kaynağı bilinmeyen bir şiiri sizinle paylaşıyorum.

07.09.2014
Bu sözler FAZIL HOCA'NIN oğlu Ahmet Ekici’ye(1931-2005) aittin kaleme alan Esat Bozyiğit

KÖYÜMÜN
Unutmadım hala kaç sene geçtı
Özledim içime bir ateş düştü
O tatlı sohpete dillerim şişti
Tatlıdı kelami dili köyümün
Acep kimler öldü kimler ölmedi
Belki gitti eski düzen kalmadı
Sorsan sual etsem kimse gelmedi
Bilmem şimdi nasıl hali köyümün
Ne olsada toprağı var taşı var
Sofrası var ekmege var aşı var
Bülbülü var bencesi var kuşu var
Kokar burcu burca gülü köyümün
Toprağın koklasan yazda baharda
Yürüsem yolunda karda çamurda
Babam annem eşim dostum hep orda
Baharda yemyeşil dağı köyümün
Bulanır meşelik önce yel gelir
Koku gelir yağmur gelir sel gelir
Düğün olur alem gelir el gelir
Boz bulanık akar seli köyümün
Deresi var bayırı var düzü var
Sular akar çayırı var sazı var
Siyah perçemli gelini var kızı var
Sürü sürü çıkar malı köyümün
Ahmedim köyüne çok önem verdi
Bütün mazisıni orada kodu
Nede olsa benim vatanım yurdum
Bol olsun rahmeti yılı köyümün
AHMET EKİCİ (1931-2005)
07.09.2014
Çakır Oğlu Suat TAYANÇ’ın(1948) (Gaziemir Hava Astsubaylığı) okul yıllarında anne ve babasına yazdığı şiirli mektuplar
Şiirleri gönderen: Çakır'ın Mehmet Oğlu Selami Dayanç'a teşekkür ederim.)

KİYMETLİ BABACIĞIM
Ben burada çok iyiyim ve rahatım. Benim için üzülmeyin. Derslerime çalışıyorum .Yalnız annemi merak ediyorum.Annemin durumunu bana yızın.Cümlemize selam eder ellerinizden öperim.
Aşağıdakı yazıyı anneme okuyun
ANNEM
Kaderim böyle imiş üzülme anam
Elbet gülecektir felek bir zaman
Yalvarırım tanrıya aman elaman
Kaderim böyle imiş üzülme anam
Gurbette bir şeyden haberim yoktur
Annemin yarası derindir çoktur
Gurbetin havası gayet soğuktur
Kaderim böyle imiş üzülme anam
Kaderde yazılan başa gelir kaçılmaz
Ecel gelmedikce birden ölünmez
Daima gözyaşım akıyor durmaz
Kader böyle imiş üzülme anam
Daha yaşım küçük asker ettiler
Beni bir anamdan mahrum ettiler
Tuttularda uzaklara attılar
Kader böyle imiş üzülme anam
Çeken için ayrılık zalımdır zalım
Gürbet illerde sıkıldı canım
Bekleyin anam bir gün gelirim
Kader böyle imiş üzülme anam
Gece olur dertlerim dağılır
Dert yükü kervan gelir dayanır
Namert sözü kalbimize oturur
Kader böyle imiş üzülme anam
Son gayretle çalışırım dersime
Tahammül edilmez bu gam yüküne
Bilemedim feleğin bize kastıne
Kader böyle imiş üzülme anam
Anem hiçbir zaman unutmam seni
Sende evladini unutma beni
Gelirim birgün görürüm seni
Kader böyle imiş üzülme anam
Bulunduğum yer asker ocağı
Asker ocağıdır çelik kanat yatağı
Çelik kanat yatağıdır erler otağı
Kader böyle imiş üzülme anam
Bunu yazan Suat kendidir kendi
Elbet bir gün gelip yıkıcak bendi
Bu destanî size mektupla sundu
Mektubumu çabuk yazın anacığım
SUAT TAYANÇ
OKULA GELİŞ
Eskişehir’e geldim kalbim yaralı
Ölsem dahi kimse olmaz oralı
Sılada annemin içi yaralı
Güllerim domurmuş kalacak anam
Gözyaşımı kimler silecek anam
Bir zaman okudum subyan okulu
Bir zaman gezdim Koçhisar Konya’yı
Sadıklı, Ankara, Eskişehir’i
Güllerim domurmuş kalacak anam
Gözyaşımı kimler silecek anam
Bir ucum Ankara bir ucum Konya
Her zaman kimler gidecek Bor’a
Bir ucumuz sende zalım Belçika
Güllerim domurmuş kalacak anam
Gözyaşımı kimler silecek anam
Bayram geldi SUAT burada yaslandı
Anne baba Sadıklı’da seslendi
İstikbal ilerde beni beklerdi
Gülllerim domurmuş kalacak anam
Gözyaşımı kimler silecek anam
Burada son derken ellerinizden öperim oğlunuz
SUAT TAYANÇ
Yayınlama Tarihi: 03.08.2014 (Gönderen Çakır'ın Mehmet Oğlu Selami Dayanç)
Bu destanı Suat Tayanç 08.07.1980 tarihinde trafik kazasında ölen kardeşi Refik Dayanç için kaleme almıştır.
(MAVİ MOTOR) KARDEŞE DESTAN
Mavi motorda yükseklerden geliyor
Ecel gelmişte dur deyince durmuyor
Kardeşim altında canlar veriyor
Ağlamayın annem buyumuş kader
Tadir böyle imiş sabreyle peder
Bu kamyonda niye böyle geliyor
Kardeşimde kucak açmış geliyor
Can kardeşim kan içinde yatıyor
Ağlamayın bacılar buyumuş kader
Takdir böyle imiş sabreyle peder
Yengelerin bacıların kuzu gibi melesin
Kardeşlerin bir köşede ağlasin
Çocukların babam diye bağırsın
Ağlamayın kardeşler buyumuş kader
Takdir böyle imiş sabreyle peder
Bayram geldi çocukların geldiler
Ağlarayak mezarini deldiler
Ağlayıp inleyip ferhat ektiler
Ağlamayın kuzular buyumuş kader
Takdir böyle imiş sabreyle pedir
Pervaneler gibi mezarında döndüm
Sen gittinde havale yerlerde öldün
Belimizi büktünde boynumu eğdin
Ağlamayın kardeşler buyumuş kader
Takdir böyle imiş sabreyle peder
Yasemin’ babam diye ağlıyor
Kara Murat’da beni derde boğuyor
Mikail’de bana seni soruyor
Ağlamayın çocuklar buyumuş kader
Takdir böyle imiş sabreyle peder
Eşin dostun hep yanına gelindi
Kayim karvet birbirine sarıldı
Düğün kuruldu evin serildi
Ağlamayın kardeşler buyumuş kader
Takdir böyleymiş sabreyle peder
Bayram geldi ver elini öperim
Şöyle durda sene son kez bakarım
Kardeşim uğruna canım vereyim
Ağlamayın kardeşler buyumuş kader
Takdir böylymiş sabreyle peder
Kardeşin Suat’ta destanîn yazsın
Ağlayıp inleyip hep seni ansın
Gelen yokki seni kimlerden sorsun
Akıyor durmadan gözümün yaşı
Sana nasıl dayanam gardaş
Bana Yolladığı mesajı:
"İnsanın doğup büyüdüğü yeri görmesi güzel. Çok teşekkürler bayramcığım eline yüreğine sağlık sizin gibi bilinçli insanların yetişmesi beni çok mutlu etti." demiş ve bir şiirle süslemiş;
Elli yıldır gurbet gezerim. ancak,
gezsemde dünyanın dort bucağını,
vallahi gözüme gine boş gelir.
Gönül arzu eder dostu cananı,
sizler eski yaram gözden yaş gelir..
El diyarı mesken olmaz insana,
yürekten kul ise cananın sana,
hal bilmez hoyratı sorarsan canana,
ağustos ayında başa kış gelir,
hasımıyem sevese ey deli gönül,
diken bir gül olur baykuşta bülbül,
güzel çul da giyse olur ipek tül,
salınıp gezende göze hoş gelir.
herkese selam olsun… demiş
07.09.2014
Aşağıdaki destanı köylümüz Bircan Karakurt göndermiş ve demişki;" bundan yıllar önce köyümüzde bir motor kazası olmuştu.fazıl hocada bu konuda bir şiir yazmış ben bu şiiri sana iletmek istedim.sayfanda yer verirsen seviniriz. elimizde bir kağıtta yazılı ne şekilde alınıp yazıldığını bilen yok.fakat o yıla ait olduğu söylendi.bende o kazada yaralıların içindeydim.ilgilenirsen seviniriz." diye yazmış.
bende bu kazaları hatırlıyordum bilgilerimi tazelemek adına bir araştırma yaparak köyden büyüklerime bu olayların oluşumunu sordum bilenlere göre olay şöyle olmuştu; 18.10.1969 cumartesi günü Hasan Yiğitbaş (Lakabı:Kör Hasan)'ın oğlu İdris Yiğitbaş, traktöründeki köylülerle birlikte pazara giderken Ş.Koçhisar'a girişte kaza yapar ve traktörüyle dereye yuvarlanır. Bu kazada Kadir Kılıç(Ümüş Şıh)vefat eder,Fazıl Bozyiğit, Memiş Ömer Çetin, Bircan Karakurt ve birkaç köylümüz daha yaralı olarak kurtarılırlar.
Bu kazanın üzerinden çok geçmeden yine İdris Yiğitbaş'ın kullandığı traktör yine aynı yere yakın yerde traktörü devirir ve altında kalarak hayatını kaybeder. bunun üzerine Fazıl Hoca bu destanı yazar.
Bizde burdan başta Fazıl hocaya ve bu kazada hayatlarını kaybedenlere Allahtan rahmet diliyoruz.
MOTOR DESTANI
Keşke olmasaydı bir tek danası
Bir hal oldu bizim köye bu sene
Saklayın duymasın ağlar annesi
Bir hal oldu bizim köye bu sene
Acaba bu motor nerede bozulmuş
Kol bacak kırılmış bacak ezilmiş
Tabutlar arka arkaya dizilmiş
Bir hal oldu bizim köye bu sene
Bizim köyemi verdin bu kadar yası
Ağlamaktan annelerin boğulmuş sesi
Herkesin elinde bir zifir tası
Bir hal oldu bizim köye bu sene
Bir arzu hal yazalımda verelim hakka
Motor yuvarlanıp dönüyor takla
Köprünün altında fazılın şapka
Bir hal oldu bizim köye bu sene
Böylemiydi alınlarının yazısı
Hiç çıkmıyoriçerimden sızısı
Öksüz kaldı idirisin kuzusu
Bir hal oldu bizim köye bu sene
Mevla yetiştirseydi orada hızırı
Azrailde nesıl bulur hazırı
Bicanında çenesinde özürü
Bir hal oldu bizim köye bu sene
Necibin solmadı yeşili alı
Kör hasanın kırıldı koca bir dalı
Şıh emmim yemedi kazandığı malı
Bir hal oldu bizim köye bu sene
Bütün yas tutuyor genci kocası
Teselli ediyor köyün hocası
Garip fadimenin kına gecesi
Bir hal oldu bizim köye bu sene
Korkuluk yok köprüsünün taşında
Azrail dönerimiş peşinde
Ol mukaddes işlerinin başında
Bir hal oldu bizim köye bu sene
Köyümüzde giden varmı hacıya
Zalim felek bizi saldı acıya
Çok selam söyleyin bekir hocaya
Bir hal oldu bizim köye bu sene
FAZIL(Ekici) HOCA (1895-1974)
04.09.2014
Mehmet Yılmaz'ın* Şiir Kitabından Seçmeler
*Merhum Mehmet Yılmaz Namı diğer Mehmet Onbaşı Akdere Kırmızıtepe'de ikamet etmekteydi, TRT'de çalışırken emekli oldu. sağlığında yazıp hazırladığı "Bir Hayat Hikayesi" adlı şiir kitabını bana ulaştıran köylümüz Cafer Bozyiğit'e teşekkür ederken merhuma da Allahtan rahmet diliyorum. Kitabından seçtiğim şiirleri zaman zaman burada yayınlayacağım.
BENİM KÖYLÜLERİM
Fazıl hocayı rüyamda gördüm
Yanımda babanla anan var dedi
Haber vereyim şimi onlara
Geliyorlar bekle sende gör dedi.
Dedim orada daha kimler var
Burda olanları tek tek benden sor
Halil Battal Karakurt Cafar
Sakın acele etme daha var dedi.
Birde halla ile kör Ahmet
Kör Hasandan geliyor acı acı feryat
Allahtan dileyin ona merhamet
Onlar için bir sadaka ver dedi.
Birde avanlardan İsmail aga
Ayağına yapışmış kızgın pıranga
Geziyor mahşerde anlında damga
Acıdım bunun sonu nar dedi.
Yavaş yavaş geliyor sıra
Kör Mehmet'le zile Bekir'e
Karşı geldiler Münkir ile Nekire
Bizim sizden önce Allah var dedi.
Mehmet yarıda kes ilave etme
Günaha girersin ileri gitme
Sakın ölü komşuları incitme
Onlar için bir Fatiha ver dedi.
Burada buldum oğlum karım kızım
Onlar acıdılar hiç görmeyen gözümü
Doya doya sürdüm ben onlara yüzümü
Bir oğlum bir kızım var dedi.
BENİM KÖYÜM
Bakın köyüm sadıklıdır
Defterine yazın Allahım
Dileğim senden budur
Künfe yolun azın Allah.
Tutmayıp emrin azarlar
Fakire kuyu kazarlar
Vergiyi fazla yazarlar
Betduadır kızın Allahım.
Haksızlara şunu derim
Her gün betdua ederim
Mahşer günü Allah kerim
Süründürün dizin dizin Allah
Hiç sözüm yoktur garibanlara
Sözlerim belki eder onlara
Kendini beğenmiş kul olanlara
Göster tufanınla tozun Allah.
Haksızlar biraraya gelmişler
Seçmiş gibi birbirini bulmuşlar
Kimi muhtar kimi aza olmuşlar
Cezasını büyük yazın Allah
Köyden ayrılanlar köye varamaz
Samimi komşular misafir almaz
İnan bu dünya sizede kalmaz
Bulmasın sarmaya bezin Allah.
Bütün haksızlığı ele almışlar
Bakın hilelerle banker olmuşlar
Bu dünya bize baki sandılar
Zehireyle ekmeğini tuzun Allahım.
Haksızların iki gözü kör olsun
Dilerim Rabbim şeytandan buldum
Kara haberleri banada gelsin
Sabırla beklerim tezin Allahım.
Haksızım derken utanmaz yüzü
Dilerim Allah'tan kör olsun gözü
Mehmet Yılmaz uzatma sözü
Mahşerde kara et yüzün Allah.
KAYNANAM
Acele bir haber geldi
Güle güle git kaynana
Dedilerki Suna öldü
Rahat rahat yat kaynana.
Bizleri boğdun acıya
Hem anaya hem bacıya
Kayınpeder kör Hacıya
Benden selam et kaynana.
Kabrin seni sıkmasın
Yılan çayanlar sokmasın
Cehennem nari yakmasın
Sen Şehadet et kaynana.
Kabirden bir yol açarsın
Durmaz sıratı geçersin
Havzı Kevserden içersin
Su bulunmaz süt kaynana.
Böyle ölüm olmaz nadir
Rabbim her işine kadir
Mehmet Yılmaz duacıdır
Hakkın helal et kaynana.
03.08.2014
HALİS EKİCİ'NİN ŞİİR DEFTERİ
Halis Ekici Kimdir:

Halis Dayı'nın şiir defterini kendisinin rızasıyla fotoğraflayıp arşivledim fırsat buldukça o fotolardaki şiirleri yazıya dökerek burada seri halinde yayınlamayı planlıyorum. Şiirleri Uyaklı olarak yazılmış ve çok anlamlı, babadan kalma bir yetenek te eklenince güzel eserler çıkarmış kendisinin emeğine sağlık diyorum. umarım sizde beğeneceksininz.
Önsöz (Kendi yazdığı Şiir defterinin Önsözü)
Lütfen biraz dikkat et,
Kirlenmesin defterim,
İçindeki birkaç beyit,
Gamlı ruhumdandır benim.
Doğruyu yanlış diye,
Çizmeyin defterimi,
Sarf ettiğim bu emek,
Boş gitmesin emi.
Geçmişi hor görenin,
Geleceği fenadır,
Mazisiz bir kişinin,
Temeli yok bir binadır.
Geleceğe ışıkla,
Yürüyorsan ne mutlu,
Halis’im der her zaman,
Gelecekten umutlu.
Yazan: Halis Ekici
ŞİİR NO: 01
Oğlum Hakan’ın düğün davetiyesi
26.06.1992- Cuma
Hakkın emri, peygamberin sünneti,
Selam dostlar düğünümüz var bizim,
Selam size muhammedin ümmeti,
Selam dostlar düğünümüz var bizim.
Adem ile Havva atmış temeli,
yuva kurup mutlu olsun demeli,
Tebrik edip pastasından yemeli,
Selam dostlar düğünümüz var bizim.
Konu komşu bir araya gelelim,
Sohbet edip, hal ve hatır soralım,
Büyük küçük tanışalım görelim,
Selam dostlar düğünümüz var bizim.
Herkes evladına yuva kursunlar,
evladının mürüvetini görsünler
Ömür boyu mutluluklar sürsünler,
Selam dostlar düğünümüz var bizim.
İnsan azar düğün, bayram olmasa,
İki komşu bir araya gelmese,
Hasta olup vade yetip ölmese,
Selam dostlar düğünümüz var bizim.
İki düğün olur hayat boyunca,
Biri evlenince, biri ölünce,
Konu komşu bir araya gelince,
Selam dostlar düğünümüz var bizim.
Biri Hakan’ım da biri Handan’ım,
Biri canım biri canım cananım,
Gözümün şulesi, ciğerim balım,
Selam dostlar düğünümüz var bizim.
Kadir mevlam darda koymaz kulunu,
Gösteriyor asfaltını, yolunu,
Hızır koşup uzatıyor elini,
Selam dostlar düğünümüz var bizim.
Çok şükür mevlaya bu günü gördüm,
Diledim Allahtan murada erdim,
Temmjuzun beşinde bir düğün kurdum,
Selam dostlar düğünümüz var bizim.
Halis’im der, kınayanın başına,
Versin Allah tuz katılsın aşına,
Kurban olam şu feleğin işine,
Selam dostlar düğünümüz var bizim.
Şiir No:2
Halis Ekici PTT de çalışırken görevli gittiği Beypazarı’nda hasretlik çekip bu şiiri yazmış
15.06.1982
Bir bilet alayım akşam olmadan,
Otobüsün yolcuları dolmadan,
Yolda belde karanlığa kalmadan,
Söyle arkadaşım nasıl edeyim,
*Mehtap’ımın gözü yolda gideyim.
Bir an yetişeyim güneş batmadan,
Servisler boşanıp yolu tutmadan,
Çocuklar üzülüp merak etmeden,
Söyle arkadaşım nasıl edeyim,
Mehtap’ımın gözü yolda gideyim.
Yağmurlar yağıyor seller akmadan,
Akan sular köprüleri yıkmadan,
Çocukların gözü yola bakmadan,
Söyle arkadaşım nasıl edeyim,
Mehtap’ımın gözü yolda gideyim.
Otobüsler bekliyorlar sırada,
Gece gündüz aklım fikrim orada,
Hiç yalınız gün geçermi burada,
Söyle arkadaşım nasıl edeyim,
Mehtap’ımın gözü yolda gideyim.
Zalim kader nice işler açıyor,
Geceleri uykularım kaçıyor,
Bir günümde bir yıl gibi geçiyor,
Söyle arkadaşım nasıl edeyim,
Mehtap’ımın gözü yolda gideyim.
Anneleri sofrasını sermeden,
Toplayıp başına yemek vermeden,
Akşam olup perdeleri germeden,
Söyle arkadaşım nasıl edeyim,
Mehtap’ımın gözü yolda gideyim.
Zalim kader günü düne ekliyor,
Göz yaşımı yüreğim saklıyor,
Mehtap’ımda yol üstünde bekliyor,
Söyle arkadaşım nasıl edeyim,
Mehtap’ımın gözü yolda gideyim.
Deli gönül bir karara koyamaz,
Bu dünyanın lezzetidir doyamaz,
Gidemezsem bizim Mehtap uyumaz,
Söyle arkadaşım nasıl edeyim,
Mehtap’ımın gözü yolda gideyim.
Yine gam üstüne yüklendi dertler,
Mevlam bizim gibi olmasın fertler,
Dolmuştan inmeden boynuma atlar,
Söyle arkadaşım nasıl edeyim,
Mehtap’ımın gözü yolda gideyim.
Halis’im der böyleymiş kaderim,
Takdir böyle imiş kime ne derim,
Gece gündüz hakka şükür ederim,
Söyle arkadaşım nasıl edeyim,
Mehtap’ımın gözü yolda gideyim.
*Mehtap Halis Ekici' nin biricik kızıydı Ankara Hastanesinde Radyoloji Teknisyeni iken Doğum esnasında hastaneden aldığı enfeksiyonla hayatını kaybetti (1972-2005) Allah Rahmet Eylesin.
...Başka başka şiirlerle devam edecek...
Yayınlama Tarihi: 03.08.2014 (Gönderen Çakır'ın Mehmet Oğlu Selami Dayanç)
Bu destan Sadıklı köyünden Çakır (Harun Dayanç) Ustanın oğluna hitaben Molla Fazıl Hoca
Tarafından yazılmıştır.
BABADAN OĞULA MEKTUP
Bizden size selam evladım Refik
Okudum mektubun çok güzel layık
Bir destan yazmışsın gayet muafık
Merakta kendini üzme evladım
Kardeşler işin bütün cehalet
Cehalette bulunur mu adalet
Böyle kimselerden gelmez keramet
Onlara da kahirli yazma evladım
Sen dikkat et vazifene dersine
Sakın ihmal etme sanat kursuna
Bir kusur gösterme asla forsuna
Uskunup eğdirip gezme evladım
Sanat gibi var mı dünyada metin
Kömürü elmas eder toprağı altın
Sanat sahiplere herkesten üstün
Sanatsız dünyada gezme evladım
Ben seni ayırdım ellerden seçtim
Yollarda yorumdum dağlardan aştım
Gam ile karşılaştım dertle Gülleştim
Ayrıca sen de beni üzme evladım
Söz pederin bunu yazan hocadır
Gönül kuşu her şeylerden yücedir
Bilenler gündüz bilmeyen gecedir
Dünyada cahil gezme evladım
Çakır Dayanç adına şiiri yazan:FAZIL(Ekici) HOCA (1895-1974)
FAZIL HOCA ŞİİRLERİ / DESTANLARI

"Fazıl Hoca bu resmi 1951 yılında çektirmiştir"
Fazıl hocanın kısa biyografisini okumak için tıklayınız
SABAH EZANI
Nedir bu sedan ki, behey müezzin,
Dağları semaya asacak mısın.
Haykırıp, cihanı aşıyor sesin,
Kaldırıp küreyi atacak mısın?
Gördüm minarede bir taze civan,
Haykırıp, eyliyor alemi divan,
İkbaline durmuş cennette Rıdvan,
Büsbütün cihanı yıkacak mısın?
Haydi Müslümanlar namaza gelin,
İbadet vaktidir, divana durun,
Daveti rahmana gelin, buyurun,
Rahmet kapısını açacakmısın?
Uyandım bir seda ruhu deliyor,
Horozlar ötüşüp, sabah oluyor,
Ölüler de bu davete geliyor,
Fazıl sen daha yatacakmısın?
Fazıl Ekici (Fazıl hoca)
Alıntı: Rafet Görgülü
"Şereflikoçhisar ve Parlasan köyü Ekseninde At-çekerler Oymağı'nın Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Hayatı " adlı kitabından (sh.206)
1. Dünya Savaşı ( Birinci Cihan Harbi) 1914-1918
Fazıl Hoca katıldığı 1.Cihan harbindeki anılarını Destan olarak şöyle dile getiriyor;
Konya, Adana dağlarından uçtuğum,
Halep Antep ovasından geçtiğim,
Fırat Dicle sularından içtiğim,
Göstereyim size bir büyük misal.
Bağdat, Basra çöllerini gezdiğim,
Sitem taşlarıyla bağrım ezdiğim,
Diyarbakır Musul ırmağında yüzdüğüm,
Hakikattir sözlerim zannetme masal.
Felek çok çektirdi bize kahrını,
Gözyaşıyla zikreyledi bahrini,
Dolaştım Kerbelayı, Küfe şehrini,
Söyledim bunun için bir hoşça meyal.
Derdi mihnet ile düştüm bu aşka,
Sılada hasretimi çeken var başka,
Senede bir mektubum gelseydi keşke,
Mevla’m hükümete vermesin zeval.
Kimsesiz değil annem babam sağ idi,
Eşim dostum, emmim dayım bey idi,
Konu komşu böyle mağruru köy idi,
Sağ gözü sol göze muhtaç etme layezel.
Basra körfezinden ummana daldım,
Bombay şehrinde karayı buldum,
Üç sene Hindistan’da misafir kaldım.
Eridi vücudum kalmadı bir mecal.
Bahri Umman denizinde uçtuğum,
Bahri atlas deryasına düştüğüm,
Babülmendep boğazından geçtiğim,
Kadir mevlam verme kimseye zeval.
Bahri Ahmer denizinden göçelim,
Aden, Mısır yakasından geçelim,
Süveyş kanalından bir su içelim,
Geçti o günler bir acayip hal.
Port Sait’den Akdeniz’e daldık,
Çıktık adalardan Akdenize geldik,
Çanakkale boğazından bir haber aldık,
Varıyoruz İstanbul bizi misafir al.
Vapur geldi iskeleye oturdu,
Gözümüz İstanbul şehrini gördü,
Bu imiş bizlere, iç anayurdu,
Ağlıyor gözlerim içinde melal.
Sultan Vahdettin adaveti kaldırmış,
Ecnebileri İstanbul’a doldurmuş,
Yunanistan Anadolu’ya saldırmış,
Düşün bunları bir ibret al.
İngiliz, Fransız kol kol geziyor,
Baktıkça bunları bağrım eziyor,
Destan değil Fazıl tarih yazıyor,
Yaz bunu deftere bir hatıra al.
Vapurdan çıkınca sola dönelim,
Sultanahmet camisine varalım,
Ne imiş bu hal bir kez soralım,
Yol yoktur burada bir ay misafir kal.
Sanki bir sulh olmuş, işler görülmüş,
Onunla gayriye terhis verilmiş,
Anadolu, İstanbul’dan ayrılmış,
Söylenir ortada birçok olaylar.
Nihayet hesabımız görüldü,
Bila müddet bir teskere verildi,
Karadeniz’den bize yol göründü,
Sinop’a dört günlük erzakını al.
Yunan bize yol vermedi karadan,
Daima yolumuz deniz deryadan,
Dolandık Karadeniz’i çıktık Küre’den,
Dinle sözlerimi bundan ibret al.
İnebolu’dan yaya düşersin,
Kastamonu Ilgaz dağlarını aşarsın,
Çankırı Kalecik yollarına düşersin,
Yağ Şaar köprüsü sende burada kal.
Keskin Maden dağlarını aşarak,
Kaman, savcılı’dan dolaşarak,
Geçtik Kızıl ırmağı suya düşerek,
Artık memlekete bir müjdeci sal.
Elhamdülillah sılaya geldik,
Anneyi babayı sağ salim bulduk,
Bir ay sılada misafir kaldık,
Yunan’ın harbine bir vaziyet al.
FAZIL bu yerleri gezdi dolaştı,
Topladı rızkını suyunu içti,
Az değil, aradan yedi yıl geçti,
Bunuda ayrıca bir tarih al.
Fazıl Ekici (Hoca) 1893-1975
Alıntı: Fazıl Hocanın anı defterinden
Türk İstiklal Harbi yada Türk Kurtuluş Savaşı 1919-1922
Katıldığı Kurtuluş Savaşında Yunan harbine yazdığı Şiir
Olaylar teftişler harbe hazırlık,
Kalmadı bizlerde iyi gün dirlik,
Bu sefer meydanda belli olacak erlik,
Duralım arkadaşlar Allah aşkına.
Hareket eyledik günün birinde,
Mükemmel teçhizatımız yerinde,
Çay istikametinde şose yolunda,
Gidelim arkadaşlar Allah aşkına.
İnli’den kalkarak Atlasın köyü,
Şuhud’un solundan bir deve boyu,
Gece harekâtı bizim için iyi,
Sürelim arkadaşlar Allah aşkına.
Ümmüm ordu Kömür tepe’de bilendik,
Dolandık tepeyi mevkiiye indik,
Topların yönünü Tınaztepe’ye kurduk,
Kuralım arkadaşlar Allah aşkına.
Sabahleyin ateş emrini aldık,
Tınaztepe’yi kara dumana boyadık,
Karşımızda büyük düşman var sandık,
Vuralım arkadaşlar Allah aşkına.
Atıldı toplar, tel örgüler söküldü,
Yunanlılar Balmahmut’a döküldü,
Tınaztepe’ye alsancaklar çekildi,
Çekelim arkadaşlar Allah aşkına.
Piyadeler birbirine tokuştu,
Makinalar keklik gibi ötüştü,
Yunan’ın içine velvele düştü,
Kovalım arkadaşlar Allah aşkına.
İki saat sonra ateş kesildi,
İleriden geriye bir haber geldi,
Ellinci tugay istihkâm aldı,
Alalım arkadaşlar Allah aşkına.
Gelin arkadaşlar verelim elele,
Mevla’nın nusratı bizimle bile,
Yükledik topları karşıki bele,
Gidelim arkadaşlar Allah aşkına.
Yaşasın Türkiye’nin erkânı harbi,
Ne güzel keşfetmiş şark ile garbı,
Vuralım arkadaşlar bu millet harbi,
Vuralım arkadaşlar Allah aşkına.
Esirlerde tabur tabur geliyor,
Milli ordusuna selam veriyor,
Türkler şimdi intikamını alıyor,
Alalım arkadaşlar Allah aşkına.
Çamlıbel’le Hatıplar’ın arası,
Tezikti dağlara yunan sürüsü,
Uşak’ta kırıldı asıl ordusu,
Kıralım arkadaşlar Allah aşkına.
Şaşırmış yolunu koca köpekler,
Boynu haritalı erkânı harpler,
Döküldü kaldı toplar tüfekler,
Alalım arkadaşlar Allah aşkına.
Bir sual sorduk generalin birinden,
Utanırda yere bakar arından,
Cevap vermez ne düşünür derinden,
Soralım arkadaşlar Allah aşkına.
Ürküttük düşmanı düştük taşına,
Hiç döner bakarmı geri arkasına,
Geçelim Kula’dan Manisa ovasına,
İnelim arkadaşlar Allah aşkına.
Dolandık geçtik Salihli’nin düzünden,
Kapandı yolumuz yolun tozundan,
Kasabaya varınca kızıl üzümden,
Yiyelim arkadaşlar Allah aşkına.
Ordumuz İzmir’e ayağın bastı,
Camilere bayrak, sancaklar astı,
Rum ermeni demeyip kesti,
Keselim arkadaşlar Allah aşkına.
Oturalım kahvelere, hanlara,
Mevla’m eriştirdi bizi bu günlere,
Çalalım kılıcı yerli Rumlara,
Çalalalım arkadaşlar Allah aşkına.
Dinleyin sözümü hazır olun cemaat,
Attık düşmanı kaldık selamet,
Şehitler ruhuna verin salâvat,
Verelim arkadaşlar Allah aşkına.
Fazıl’ımda derki aşığı,
Vatanımız uğruna canımız feda,
Bu ihsanı bize gönderdi hüda,
Bilelim arkadaşlar Allah aşkına.
Fazıl Ekici (Hoca) 1893-1975
Alıntı: Fazıl Hocanın anı defterinden
TÜRK ORDUSUNA
Türk ordusunun bastığı yerler,
Yürüse bir kere dağlar iniler,
Elinde hazırdır kanlı süngüler,
Süngümün ucunda kızıl kanı var.
Çekerse sancağı Türk başkanları,
Yanında hazırdır Türk aslanları,
Dönmezler geri çıksa canları,
Ayrılmaz bedenden metin canı var.
Kükreyip yürürse Türk orduları,
Saldırır düşman ejder havari,
Uğrar ateşe dönmez geri,
Başında dindar kumandanı var.
Herkes bilir oldu Türkün harbini,
Yediler birkaç kere acı darbını,
Daha unutmadılar Cihan harbini,
Söylenir avrupada namı şanı var.
Vatan hâkimleri Mareşal Fevziler,
Kurmuş her cepheye demirden siper,
Kimse bilmez bu sefer ne yaptı hüner,
Bilinmez siyaseti ilmihali var.
Atatürk doğrulmuş Ankara’dan bakar,
Nefesi Londra’yı, Parisi yakar,
Öldü zannetmeyin, belki geri kalkar,
Yurdunu bekleyen nice aslanı var.
O aslan bizlere bıraktı hünerler,
Yetişti yeniden aslanlar erler,
Karşısına çıkanı birden ezerler,
Sarsılmaz göğsünde metin imanı var.
Şan vermiş Fazıl’ım Türk’ün orduları,
Herkesin kalbindedir korkuları,
Elbet alacaktır gittiği yerleri,
Bu yolda bir büyük ahdi pey mani var.
Fazıl Ekici (Hoca) 1893-1975
Alıntı: Fazıl Hocanın anı defterinden
Kime yazdığını henüz bilmediğim Refik diye birisinin yazdığı mektuba cevap:
Bizden size selam evladim Refik,
Okudum mektubun çok güzel layık,
Bir destan yazmışsın gayet muafik,
Merakta kendini üzme evladim.
Kardeşler için bütün cehalet,
Cehalette bulunurmu adalet,
Böyle kimselerden gelmez keramet,
Onlara da kahırlı yazma evladim.
Sen dikkat et vazifene dersine,
Sakın ihmal etme sanat kursuna,
Bir kusur gösterme asla forsuna,
Üskürüp eğdirip gezme evladim.
Fazıl Ekici (Hoca) 1893-1975
Kaynak:Halis Ekici
|